deli gibi özlemişim, şimdi bu şiire direk "şair burada ne anlatmak istemiş" kafasıyla yaklaşmak istiyorum.
zaman, mekan, öykü tarifi yaparak giriyor. elinde güvendiği bir dize var. motivasyonunu korumak ve kendini sarsarak daha güçlü ifadeler bulmak için bir kaç kere kullanmaktan da çekinmiyor: "ben sende bütün aşklarımı temize çektim." şiiri yazıya geçirmeye karar vermesiyle, bu dizeyi bulması muhtemelen aynı anlara denk geliyor.
"şimdi biz neyiz biliyor musun?" ile bir tıkanmaya giriyor. eyvah eyvah çıkamayacağım oluyor. ama tam o sırada reme geçiyor. ve...
"kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak,
yazıya oturup
sonu gelmeyen cümleler kurmak,
camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak...
...
"
ile başlıyor. ilişkiyi tarif ettiği, ilişkiden, ayrılıktan geriye kalanı tasvir etmeye çalıştığı kısımlarda oldukça akıcı gidiyor. imgeler basitleşip, dan dan dökülüyor, gittikçe yükselen bir tempoyla içindeki yarayı deşiyor. bilemeyiz tabi ama sahici bir öykü anlatıyor, sanki bir yaşanmışlığı masaya yatırıyor.
lakin bir noktaya geliyor ki, tükeniyor.
"bu şiire başladığımda nerde,
şimdi nerdeyim?"
belli ki bir son planlamış ve o plana gidemeden kaybolmuş. ama görkemli bir final de yaratabildiğini düşünmüyor. final değil bu olsa olsa sızı olur. bundan sonra tavanda gözlerini gezdiren, parmağını çenesine götürüp düşünmeyi anime eden bir insan gibi metafor yaratmaya çalışıyor. hızlı ve akıcı bir konuşmaya başlayıp insanların dikkatini çektikten sonra, konuşmasının finalini bulamayan insan gibi, finali bulana kadar oyalamaya çalışıyor.
final buralarda bir yerlerde olabilir. arıyor arıyor, ama şiir akıcılığını yitirip ağdalılaşmaya başlıyor ve zorlama metaforlara doğru yol alıyor. acemi şairlere esin kaynağı olan kelime dizilimleri, çağrışımlar yaratmaktan başka bir şey yapmıyor. bir süre oyalandıktan sonra madem öyle bu tarif edememe ve tıkanma halini sorgulayayım, oradan sanatın yetersizliğinden dem vurayım da bitsin diyor, demiş, olabilir, neden olmasın. ve "tüm bunları açıklamakta yetersiz kalan, ah sanat!" gibi final olarak anılabilecek ama böyle bir şiir için ortalama bir sona ulaşıyor. belki de planladığı son budur. şair burada sonraki kuşaklara sanatın ne kadar yüce olursa olsun, sanatın da tıkanabileceğini anlatmak istiyor olabilir belki. ancak her yazdığından sonra "hala en büyük eserimi yazamadım" diyen yazar gibi sanatın kendisine yöneltilen önemli ama klişe sorunsala ulaşıyor.
ah aşk!
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
0 comments:
Post a Comment